
SAKLI ORMAN
Bir Minecraft Hikayesi
Gece çökmüştü. Ay, bloklardan oluşan gökyüzünde solgun bir şekilde parlıyordu. Rüzgâr, ladin ağaçlarının yapraklarını hafifçe sallarken uzaklardan zombilerin boğuk sesleri duyuluyordu.
Genç madenci Steve, elindeki demir kazmayı sımsıkı tutarak kamp ateşinin başında oturuyordu. Üç gündür tek başınaydı. Köyü yok edilmiş, ailesi kaybolmuştu. Geriye yalnızca yaşlı köylünün ölmeden önce söylediği söz kalmıştı:
“Eğer gerçekten kurtuluşu istiyorsan… Saklı Orman’ı bul.”
Kimse Saklı Orman’ın gerçek olduğuna inanmazdı. Bazıları onun sadece eski bir efsane olduğunu söylerdi. Ama Steve’nın başka seçeneği yoktu.
Sabah olduğunda çantasını topladı ve kuzeye doğru yürümeye başladı. Günler geçti. Dağları aştı, mağaralardan geçti, örümceklerle savaştı. Geceleri toprağın altına küçük sığınaklar kazıp hayatta kalmaya çalışıyordu.
Bir akşamüstü yoğun sisle kaplı garip bir bölgeye ulaştı.
Ağaçlar normal değildi.
Gövdeleri koyu mor renkteydi ve yaprakları hafifçe parlıyordu. Kuş sesleri bile yoktu. Sessizlik insanın içine işliyordu.
Steve derin bir nefes aldı.
— “Burası olabilir…”
Ormanın içine girdikçe etraf değişmeye başladı. Çimenlerin arasında mavi ışıklar dolaşıyor, bazı ağaçların gövdelerinde eski semboller parlıyordu. Bir süre sonra büyük taş kapılar gördü. Kapının üstünde eski dilde bir yazı vardı:
“Kalbi temiz olmayan içeri giremez.”
Tam o anda yer sarsıldı.
Karanlığın içinden dev bir Warden ortaya çıktı. Gözleri kıpkırmızıydı. Steve korkuyla geri çekildi ama kaçmadı. Kılıcını çekti.
Canavar saldırıya geçti.
Steve son anda yana atladı. Kılıcıyla vurdu ama yaratığa zarar veremedi. Warden öfkeyle bağırınca bütün orman titredi.
Tam her şey bitti derken Steve’ın cebindeki eski zümrüt parlamaya başladı. Yaşlı köylünün verdiği zümrüt havaya yükseldi ve ormandaki sembollerle birleşti.

Bir ışık patlaması oldu.
Warden bir anda durdu.
Sonra yavaşça geri çekildi.
Taş kapılar açıldı.
Kapının arkasında gizli bir şehir vardı.
Elmaslardan yapılmış kuleler, havada süzülen fenerler ve hiç görülmemiş büyülü yapılar… İnsanlar hâlâ burada yaşıyordu. Dünyanın yok olduğunu sanırken, Saklı Orman kendi halkını gizlice korumuştu.
Yaşlı bir adam Steve’ya yaklaştı.
— “Sonunda geldin,” dedi.
— “Biz seni bekliyorduk.”
Steve şaşkınlıkla sordu:
— “Beni mi?”
Yaşlı adam başını salladı.
— “Karanlık geri dönüyor. Ve onu durdurabilecek tek kişi sensin.”
Steve gökyüzüne baktı.
Uzaklarda siyah bir fırtına büyüyordu.
Ve o an anladı…
Asıl hikâye şimdi başlıyordu.

DEVAM EDECEK...
(Yapay zeka destekli bir hikayedir. Aklımdaki türü hikayeyi ve cümleleri yazdıktan sonra yapay zekadan destek alınarak yazılmıştır.)

